19 Mayıs 2008 Pazartesi

Gölgeler ,Adımlar ve Sesleri

...
Geç kalıyorum hayata .. koşarak ilerliyor zaman ve ben tökezliyorum tam yetişeceğim sırada... dokunamıyor ellerim inciniyor..
alabora olmuş denizim.. limanlarıma uğramıyor gemiler batıyor denizimde dalgalarımda kayboluyor gömülüyor derinliklere..
yığılıp kalan yüreğimi bırakmak istemiştim.. tepkisiz kalışlarım yağmurun üzerime yağmasını istememden di sadece.. sadece minik damlaları hissetmek isterdim.. fırtınanın beni sürükleyeceğini tahmin etmemiştim.. savrulan bedenime söz geçiremiyordum artık...
sen yoksun.. senden kalıntılar bile esirgendi avuçlarımdan... hıçkırıklarımı dindirecek sen yoktun.. sensizlik öyle ağır dı ki.. boğazımı sıkıyordu iki el..hayat durmuştu.. gitmiyordu adımlarını götürdüğün o sokaklara.. uğramıyordu sabahlar çürümeye yüz tutmuş gerçek bana.. çıktığım yokuşlar gittikçe artıyor.. düşmemek için direniyorum..
yeni bir merhabaya hazır değil kalbim..ılık bir tebessüm beklemiyorum kimseden.. ateşler içinde uyandığım sabahlara gözlerimi açtığımda gerçek seni görmek istiyorum.. ikimizin şarkısını yağmurlu akşamda tekrar dinlemek istiyorum çamura bulanan saçlarımızı şuursuzca dağıtmak sabahlara kadar dans etmek istiyorum.. o şarkı yine çalıyor.. kocaman fark benim sayıklamalarım eşlik ediyor.. yeni sabaha uyanmak zor..
bir gün daha bitti..bir gün daha eklendi ayrı zamana.. biliyorum yine yoksun...

Deniz Kabukları




Büyük düş kırıklıklarım vardı.. yere düşen bir çerçevenin sayısız parçalara ayrılan camından daha çok kırıklara sahip...ne zaman bir ışık doğsa kendimi mecburiyetine inandırdığım bir pranga ayaklarımı sarıp sarmalıyor...kuruyan gözyaşlarımın izleri kaybolmadan içime yağan damlaların devamı geliyor...bir çığ gibi büyürken hayaller yanında inciten umutlarını bırakıyor..herşey bi anda anlamsızlaşıyor sadece yağmur dokunabildiğim gerçek..çıkmaz sokaklarımda yolumu ararken yeni bi duvarla karşılaşıyorum..kurak tarlalarıma ulaşma çabam yeni bi kurumuş toprak oluşturmama neden oluyor...kuşkuların arasında yaşarken gözlerim göremediği sokak lambasını şehrin kalabalığında arıyorum zamanın tükenen zaman el sallıyor yanımdan geçerken...gece biterken yeni arayışlarımın güneşi doğuyor yeniden... yaralarımın iyileşmesini beklemek elinden oyuncağı alınan bir çocuğun hıçkırarak ağlaması gibi..minik kalp kırıklığı.. yeni bir oyuncak gelene kadar...sağır ve dilsizim durulmuş denizimde..yalanlar ağacım köklerini denize salmak üzere..içime fırlatılan çakıl taşlatı bile incitmeye yeterli..sabahın olmasına engel bu bekleyiş..kuşlar çığlık çığlığa şarkılarını sözylerken kanat çırpışlarını görüyorum sadece..anlamsız kelimelerim solmuş çiçeklerim devamı gelmeyen bir filmin tanınmayan baş rol oyuncusuyum...sessizliğin gelişindeki alkışları bekliyorum...hiç gelmeyen sessizlik...

Kanıksayamıyorum Sensizliği



Gözlerinin içine bakıyorum siyahlıkta kendimi görüyorum.. beni sende gördüğüm için parçam sende kalıyor..
Nadasımı yaşıyorum sensizlik kuraklığında.. ahh benim duyulmayan haykırışlarım.. hep tekrar ediyor çığlıklar.. gözyaşları yakıyor yüreğimi..koparıyorum sayfaları buruşturup dağıtıyorum odaya.. hayallerin çıkardığı basamaklar azalıyor yavaş yavaş..aynadaki yansıma gerçek dünyaya hoş geldin dermiş gibi bakıyor..
keşke deyip bir daha dönülmeyen boşlukta..yanımdayken göremediğim kimliklerimi arıyorum..imgelere bağlanmış bir adak ağacım aynı cümleyi fısıldıyor rüzgara..karanlığın ortasında güneç çıkmasını bekliyorum.. nerdesin..bahaneler yumağının ipliği çoğalıyor.. yağmurlar içime yağıyor..sonsuz bir nadastayım biliyorsun..budanmış kurak bir çalılık var tam ortada.. buram buram kasvet filizlenen benle matemini sürdürüyor gibi..saat çok geç olmadı mı.. ya karanlık bastırırsa birden..ayak seslerini duyamıyorum..
uyuyor musun..
sesimi duymaman için çok uzaklara mı savruldum yoksa...prangalarım daha çok yeni.. paslanması için zamana ihtiyacım var.. hareket edemiyorum.. doğrulamıyorum artık.. kambur bir zambağın rengini göstermeden griye karışan.. gri dünyama dönüyorum..
uyuyor musun...

Kukla Gösterisi




Geri dönüş çıkmazında sessizce dönüp tebessümle bakacağın titrek mum alevi çoktan erimiş.. evime giren hırsızdın ama masanın kenarına çarpmıştın.. söküklerini toparlamadımız bir kumaş soluk renklere bürünmüş bir perdeydi mal varlığımız..
vedasız kayboluşlarında eskiyordu gün geçtikçe.. koparılıp fırlatılan parçalarım azaltmıyordu bedenimi.. kendime bile izin veremediğim yasaklar ilgilendirmiyordu seni..görmezden geldiğin bir çiçek gibi basıyordun acımasızca.. kimdin? neden durduramıyordum? öğütlenen sabırlar kapı eşiğinde göründüğünde sevince dönüşüyordu yeniden unutuluyordu dün..
geçmiş fotoğraf albümlerine yapıştırılmak üzere yeni anılarını oluşturmuştu..
benim dışımda beklerken işgal ediyordun hayatımı..hangi yanlışın kahramanıydın.. ya da ben nerenin yağmurları çalışmış gri bulutuydum..büyük gerçeklerimle gömülüyor küçük anılarımla yakılıyordum savruluyordum sonra uçsuz bucaksız koridorların soğuk taşlarına..
tuzaklar dolu labirentlerinin talihsiz oyuncusuyum..görmeyen gözlerim duyduğum sese yürüyorum..
fısıldayan sesine...