
Büyük düş kırıklıklarım vardı.. yere düşen bir çerçevenin sayısız parçalara ayrılan camından daha çok kırıklara sahip...ne zaman bir ışık doğsa kendimi mecburiyetine inandırdığım bir pranga ayaklarımı sarıp sarmalıyor...kuruyan gözyaşlarımın izleri kaybolmadan içime yağan damlaların devamı geliyor...bir çığ gibi büyürken hayaller yanında inciten umutlarını bırakıyor..herşey bi anda anlamsızlaşıyor sadece yağmur dokunabildiğim gerçek..çıkmaz sokaklarımda yolumu ararken yeni bi duvarla karşılaşıyorum..kurak tarlalarıma ulaşma çabam yeni bi kurumuş toprak oluşturmama neden oluyor...kuşkuların arasında yaşarken gözlerim göremediği sokak lambasını şehrin kalabalığında arıyorum zamanın tükenen zaman el sallıyor yanımdan geçerken...gece biterken yeni arayışlarımın güneşi doğuyor yeniden... yaralarımın iyileşmesini beklemek elinden oyuncağı alınan bir çocuğun hıçkırarak ağlaması gibi..minik kalp kırıklığı.. yeni bir oyuncak gelene kadar...sağır ve dilsizim durulmuş denizimde..yalanlar ağacım köklerini denize salmak üzere..içime fırlatılan çakıl taşlatı bile incitmeye yeterli..sabahın olmasına engel bu bekleyiş..kuşlar çığlık çığlığa şarkılarını sözylerken kanat çırpışlarını görüyorum sadece..anlamsız kelimelerim solmuş çiçeklerim devamı gelmeyen bir filmin tanınmayan baş rol oyuncusuyum...sessizliğin gelişindeki alkışları bekliyorum...hiç gelmeyen sessizlik...

1 yorum:
hiç gelmeyecek bir sessizlk...
hiç gelmeyecek bir mutluluk....
ikiyüzlü gece karşımda şimdi...ne kadar sevdiğimi biliyor ama yine de bırakıyor beni o hiç istemediğim gündüzün ışıklarına...
neden?
bırakma beni sabaha..bu sabahlar da yalan çünkü...bir göz boyama...aydınlatırım seni deyip,kör bir kuyuya atıyor...sen ışığa kavuştum sanarken,asıl dip o oluyor içine...
sen yalan değildin...gerçekti her yanın...rengin gerçekti ve ben sabahtan daha çok aydınlanıyordum o renkle...
siyahınla...
kapat hadi gözlerimi.sadece sana bakayım.sana sarılayım sadece.sen benim sırdaşım değil miydin?ben kendimi senn kalbine akıtmadım mı?sen neden kendinden dışarı akttın beni?
bir sen bil istedim ruhumu.bir tek sen dokunabil...anla...sar...yalancıların ortasında bırakma,koru istedim...
ama yanıldım!
tıpkı;hayatın her anına,her kişisine inanıp yanıldığım gibi,sana da inanıp yanıldım...
akan zamanın durdurulamazlığında,bir başımalığımla kurak topraklara umutlar ekiyorum...tıpkı içimin kurmuşluğu gibi bu topraklar da...ve ben onlardan büyüyecek umutlar bekliyorum...tıpkı senden,siyahınla beni boyayıp,bana sarılmanı beklediğim gibi...
...
Yorum Gönder